5 Ekim 2014 Pazar

12 Yıl ve İktidar



Güney Hindistan’ın Quilacare bölgesinin kralı, hükümdarlığının on ikinci yılının sonunda, görkemli bir festival gününde tahta bir idam sehpası kurdurdu ve ipek bezlerle süsletti. Büyük ayinler ve müzik sesleri eşliğinde törensel bir biçimde yıkandıktan sonra, tanrıya duasını ettiği tapınağa geldi. Daha sonra, sehpaya çıktı ve halkın önünde çok keskin bir bıçak aldı ve kendi burnunu, kulaklarını, dudağını ve diğer organlarını, kesebildiği kadar çok etini kesti. Bıçağı fırlatıp attı ve başı kaybettiği kanlardan dönüp yere düşene dek döndü, sonunda da kendi boğazını kesti.

Kralın yaptığı bu fedakarlık, yani hükümdar katli ayini, eski dünyada bilinen bir gelenekti. Doğu Hindistan’da (diye yazıyor Frazer), kralın hükümdarlığı ve yaşamı, Jüpiter’in güneşin çevresinde dönüşüyle sona ererdi. Diğer yandan Eski Yunan’da, kralın kaderi her sekiz yılın ardından belirsizleşmeye başlar gibi görünüyor.

Fazlasıyla aceleci olmaksızın, Atinalıların kral Minos’a (canavar Minotaur'a kurban edilmek için) her yıl yedi delikanlıyla yedi bakire gönderme alışkanlıklarının, kralın gücünün bir başka sekiz yıllık çevrimle yenilenmesiyle ilişkili olduğunu düşünebiliriz. (D. Barbosa; J. Campbell)

Böylece eski dünyada kendi gücünün bitişinde kendini yok etmek yerine, onun bir eş değerini koyma geleneği aldı.

Bugünkü siyasi tabloda 12 yıllık iktidarın kendini yok edip yeniden doğmak yerine, kendi eşdeğerini koyma çabalarını izliyoruz. Yeni sadrazam, eskisinin yerine kurban edilmek üzere yollanıyor. Ama tanrılar, bu adağı alacaklar mı bakalım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder